13 Eylül 2012 Perşembe

Daha iyi olmaz mıydı?

Cemal Süreya'nın şiiri

Daha güzel bir gün olabilirdi. Otomattan aldığım kahveme makine istediğim miktarda şekeri koymuş olsaydı. Veyahut cüzdanımda bu tür durumlar için taşıdığım şeker stoğum tükenmemiş olsaydı.

Şekerli sade kahvemi çimlerde huzurla içebilirdim. Yan tarafta bir kadın ve bir adam ticaretle ilgili bir tartışmaya girmeseler, kombinin parasını kimin vereceği hakkında anlaşmazlığa düşmeselerdi. Artık kimse o Şahin Bey, onu en başta arasalar ve böylece aralarında husumet olmasaydı.

Havanın sıcaklığı tam karardı. Gölgede üşütmeyecek kadar serin. Ama gökyüzü daha mavi olabilirdi. Karşıya baktığımda gökdelenler yerine yemyeşil dağlar görüyor olsaydım. Ve içimden gelecek olan dağlara tırmanma isteğini türlü nedenler-aslında bahaneler-le bastırmayıp gerçekleştirebilseydim.

Ağacın altında oturmak güzeldi. Daha keyifli olabilirdi. Dala konan karga beni tuvalet olarak görmeseydi. Ona doğru bakıp bu yaptığının çok ayıp olduğunu söylediğimde beni biraz umursasaydı. En azından ben birazcık kayıp ateş hattından çekilme nezaketini gösterdikten sonra o da dalını değiştirerek tekrar üst hizama konumlanıp benimle dalga geçmeseydi. Ben kargayla konuşup, 'Senin derdin ne dostum' derken oradan geçen insanlar bana tuhaf gözlerle bakmasalardı.

Yalnız olmak güzeldi. Ama keşke biri daha olsaydı yanımda şu an. Mesafeler yüzünden ayrı düşmeseydik. Yine uzansaydık çimlere yanyana. Gözlerimizi huzurla kapasaydık birlikte. Böcekler içimize girip ısırmasaydı bu kez. Köpüşler biraz daha uzaktan havlasa, beni korkutmasalardı.

Yazı yazmak güzeldi. Aynı performansı makale okurken de gösterebilseydim. Zorunlu olduğum için değil, öğrenmek istediğim için kararlılıkla zaman ve emek harcayabilseydim. Bu kadar tembel olmasaydım ve her şeyi sürekli ertelemeseydim. Daha iyi şeyler yapabilirdim belki. Çevresel faktörler tarafından da hevesim kırılmasaydı. Kendimi işe yaramaz biri gibi hissetmeseydim.

Kütüphanede vakit geçirmek güzeldi. Üstelik henüz okul açılmadığı için oturduğum kısımdaki her yer boştu. Ta ki bir çocuk gelip masalardan birine oturana dek. Gelmeseydi. Diğer insanlar da gitseydi. Bütün kütüphane bana kalsaydı. Hatta dünyadaki bütün kütüphaneler benim olsaydı! Ama bütün kitaplara açgözlülükle aynı anda başlayıp hepsini yarıda bırakmasaydım. Kitap katili olmasaydım.

Evim güzeldi. Minik ve sevimli. Penceresi sardunyalı. Ama bizim sokakta her gün önündan geçtiğim o güzel yeşil renkli eski apartman da benim olsaydı. Tüm katlardaki pencere veya balkonlarda kırmızı sardunya yetiştirme zorunluluğu koysaydım. Balkonunda arkadaşlarımla çay içip, çekirdek çitleseydim. Daha güzel olabilirdi. Sokağın adını da Çifte Vav olarak değiştirebilseydim.

Yine de hayat güzeldi. (Kuşlar uçuyordu.) Yaptıklarımız, yapamadıklarımız, yapmak istediklerimizle. Hepsi hayatın bir parçasıydı. Hepsi bizi biz yapandı. Her şey mümkündü. Ve biz daha iyisini yapana dek en iyisi buydu. :)

Hiç yorum yok: